İstanbul
Parçalı bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Eğitim sistemi ücretli öğretmenlere emanet

Eğitim sistemi ücretli öğretmenlere emanet

Türkiye’nin eğitim sisteminde yıllardır süregelen bir yara var: ücretli öğretmenlik. Adına bakınca kulağa geçici, ek bir çözüm gibi geliyor ama gerçekte durum öyle değil. Bugün binlerce sınıf, kadrolu öğretmen yerine ücretli öğretmenlere emanet edilmiş durumda.

Ücretli öğretmenlik, devletin öğretmen açığını kapatmak için kullandığı geçici bir yöntemdi. Ancak bu geçicilik, yıllardır kalıcı hale geldi. Atama bekleyen on binlerce öğretmen varken, eğitim sistemi düşük maaşlarla çalıştırılan, güvencesiz koşullarda görev yapan ücretli öğretmenlere yaslanıyor. Ay sonunu zar zor getiren, asgari ücretin bile altında kazanan bu öğretmenlerden, geleceği şekillendirmeleri bekleniyor.

Bir başka çelişki de şu: Yıllarca üniversite sıralarında dirsek çürütmüş, KPSS maratonunu aşmaya çalışan genç öğretmenler, öğrencilerine kavuşmak için yıllarca beklerken; ücretli öğretmenler, çoğu zaman farklı branşlardan derslere girmek zorunda kalıyor. Matematik dersine fen bilgisi mezunu, İngilizce dersine tarih mezunu girdiğinde, bunun faturasını en ağır şekilde kim ödüyor? Elbette öğrenciler.

Bu tablo bize şunu gösteriyor: Eğitim sisteminin en hayati unsuru olan insan kaynağı, geçici çözümlerle yürütülüyor. Oysa eğitimde geçici çözümler olmaz. Çocuğun kaybolan bir yılı geri gelmez, yanlış temel üzerine inşa edilen bir gelecek kolay düzelmez.

Ücretli öğretmenler elbette özverili, fedakâr insanlar. Onların emeğini küçümsemek değil mesele; asıl sorun, devletin onları geçim derdiyle, güvencesizlikle boğuşmaya mahkûm etmesidir. Bir ülke, geleceğini şekillendiren öğretmenine hak ettiği değeri vermezse, o ülkenin geleceği de belirsizleşir.

Bugün “çocuklarımızın geleceği” diye slogan atanlara sormak gerekiyor:
Çocuklarımızın geleceği gerçekten sizin için bu kadar önemliyse, neden onları güvencesiz öğretmenlerin omuzlarına bırakıyorsunuz?

Eğitimde kalite, ancak öğretmenin emeğine verilen değerle mümkündür. Eğer bu ülke gerçekten geleceğini düşünüyorsa, ücretli öğretmenlik gibi yamalı bohça çözümlerden vazgeçmeli, öğretmen atamalarını hakkaniyetle yapmalı. Çünkü bir ülkenin en büyük yatırımı, fabrikalara değil; öğretmenine verdiği değere bakılarak ölçülür.

Yorumlar