İstanbul
Parçalı bulutlu
13°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

İhmaller ormanlarımızı kül ediyor

İhmaller ormanlarımızı kül ediyor

Türkiye’nin turizm gözdeleri Çeşme ve Urla, yine alevlere teslim oldu. Sadece ormanlar değil, geleceğimiz de yandı.

Ege’nin gözbebeği, İzmir’in incileri Çeşme ve Urla… Zeytin ağaçlarıyla çevrili tepeleri, masmavi koyları, tarihi bağ evleriyle sadece bir tatil destinasyonu değil; aynı zamanda bir yaşam biçimi. Ancak geçtiğimiz günlerde yaşanan orman yangını, bu doğal cennet yerlerini bir kez daha alevlerin insafına bıraktı.

Yangın kısa sürede büyüdü, zeytinlikler, makilik alanlar ve yerleşim yerleri tehdit altına girdi. Tahliyeler yaşandı, doğa sustu. Ve biz, bir kez daha aynı sorularla baş başa kaldık: Yangına zamanında müdahale edildi mi? Önlemler neden yine yetersizdi?

Tepki değil,

tedbir zamanı

2021’de yaşanan büyük yangınların ardından “hava filosu güçlenecek” denmişti. O günden bu yana çok şey söylendi, ama uygulamada hâlâ ciddi açıklar var. Turizm ve doğa açısından kıymetli bölgelerde hâlâ yangına müdahalede geç kalınıyorsa, bu bir doğa felaketi değil; planlama ve yönetim zafiyetidir.
Karadan ulaşımın zor olduğu bölgelerde neden yangın yolları açılmadı? Yerel yönetimlerle merkezi yönetim neden hâlâ eşgüdüm içinde değil? Her yaz yangın riski bu kadar yüksekken, neden hâlâ sadece “söndürmeye” odaklı bir politika izleniyor?

İklim krizi ve

insani sorumluluk

Her yaz rekor sıcaklıklarla geliyor. Toprak kuruyor, nem düşüyor, rüzgarlar kuvvetleniyor. İklim değişikliği artık sadece bilimsel bir kavram değil; doğrudan yaşadığımız gerçek. Yangınların nedeni çoğu zaman insan ihmali olsa da, koşulları kolaylaştıran etken artık iklim krizi.

Ama asıl tehlike, insanların bu krizi ciddiye almaması. Kontrolsüz ateşler, çöplüklerde bırakılan cam kırıkları, tarımsal atıkların yakılması… Her bir detay, koca ormanları ateşe verebiliyor.

Bu kayıp

bir alarmdır

İzmir’de yanan ormanlar hepimize bir şey söylüyor: Doğayı yalnız bırakırsak, doğa da bizi yalnız bırakır. Bu sadece bir yangın değil; aynı zamanda bir uyarıdır. Sadece ağaçlar değil, geleceğimiz yanıyor. Ve biz, hâlâ izlemekle yetiniyoruz.

Artık sorumluluk alma zamanı. Çünkü bir ülkenin doğası yanarken, sadece ağaçlar değil, hafızasıda küle döner.

Yorumlar