İstanbul
Kapalı
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Milyonların sessiz çığlığı arasında!

Milyonların sessiz çığlığı arasında!

Bir ülkede sokaklar sessizse, ya insanlar huzurludur ya da umudunu yitirmiştir. Ve ne yazık ki biz uzun süredir ikinci seçeneğin koyu gölgesindeyiz. Çarşıda, pazarda, otobüslerde, kahvehanelerde herkes fısıltıyla konuşuyor. Çünkü artık yüksek sesle dert anlatmak bile bir cesaret işi haline geldi.

Bugün bu ülkenin vatandaşı sabah kalktığında önce ay sonunu, sonra çocuklarının geleceğini, sonra da susturulmuşluğunu düşünüyor. Asgari ücret, enflasyonun gölgesinde bir mum gibi eriyor. Markette fiyatlar saat başı değişiyor ama hükümet hâlâ “dünyada kriz var” masalını anlatıyor. Oysa biz bu masalı dinlerken, başka ülkelerin halkları refah içinde yaşıyor. Onlar krizle başa çıkıyor, biz ise krizin altında eziliyoruz.

Sormak gerekiyor: Ekonomik verilerle oynayarak, TÜİK’e rakamları makyajlatmakla hangi gerçeği örtebilirsiniz? Emekli, pazara gitmeden önce ne kadar sebze alabileceğini hesaplıyor. Gençler, artık sadece işsizliği değil, ülkeden gitme hayalini konuşuyor. Her beyin göçü, bu topraklardan bir umut eksiltiyor.

Demokrasi deseniz, artık vitrin malzemesi. Medya yandaş, yargı bağımlı, muhalefet baskı altında. Özgürlük bir zamanlar sahip olduğumuz bir şeydi; şimdi ise sadece hatırladığımız bir hayal gibi. Bir tweet’le gözaltına alınan gençleri, susturulan gazetecileri, kayyum atanan belediyeleri düşünün. Bu nasıl bir “ileri demokrasi”?

Sözüm meclisten dışarı değil; meclisin içi zaten susturulmuş. Kararlar bir kişinin dudakları arasından çıkıyor. Bakanlar değişiyor ama zihniyet aynı kalıyor. Ülke yönetilmiyor, adeta idare ediliyor. Ve biz, kırık dökük bir sistemin içinde hayatta kalmaya çalışıyoruz.

Artık susma zamanı değil. Çünkü suskunluk, zalime cesaret verir. Ve bu halk, suskunlukla değil, direnerek kazandı geçmişte. Bugün de yeniden o cesarete ihtiyaç var. Çünkü bu gemi ancak birlikte çıkabilir karanlıktan aydınlığa.

Yorumlar