İstanbul
Kapalı
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Çalkantılı dönem

Çalkantılı dönem

Şöyle başlayalım. Dünya çalkantılı bir dönemden geçiyor. Göreve geleli henüz dört ay olmasına rağmen, ABD Başkanı Donald Trump'ın sözleri ve eylemleri siyasette, ekonomide tektonik değişimler yaratıyor. Onun düşüncelerini anlamak kolay değil. Tahmin etmek ise neredeyse imkansız gibi. Kendi açıklamasına göre, ABD'ye dünya ticaretinde haksız muamele edildiğini düşündüğü için gümrük vergileri koydu.

* * * *

Küresel ticaretin Trump'ın gümrük vergileriyle ağır bir darbe alacağı anlaşılıyor. Uluslararası Para Fonu 22 Nisan Salı günü ‘Politika Değişiklikleri Ortasında Kritik Bir Dönüm Noktası’ başlığıyla Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nu yayınladı. Rapor dünya ekonomisinin gidişatı hakkında bir yol haritası niteliğinde kabul edilir. Küresel ticareti vuran istikrarsızlığın kaçınılmaz olarak küresel büyümeyi vuracağı konusunda uyarıyor. Küresel ekonominin yüzde 86’sını temsil eden 127 ülkenin büyüme tahmini düşürüldü.

* * * *

IMF direktörü de zaten "Dünya ekonomisi yeni ve büyük bir sınavla karşı karşıya" diyor. Rapora göre, Trump'ın agresif gümrük vergisi politikası nedeniyle küresel büyümenin yavaşlaması bekleniyor. Küresel ekonominin Ocak ayındaki tahminlerden önemli ölçüde daha yavaş bir şekilde yüzde 2,8 oranında büyümesi bekleniyor. Yani 0,5 puanlık bir düşüş söz konusu. Almanya'dan sıfır büyüme bekliyor. Almanya'nın G7 sanayi ülkeleri arasında bir kez daha geride kalacağını öngörüyor.

* * * *

IMF’nin raporunda Türkiye’ye yönelik 2025 ekonomik tahmini büyüme de yüzde 2,7 olarak veriliyor.  Para politikalarında son dönemde yapılan değişiklikler nedeniyle 2026 yılında yüzde 3,2'ye çıkacağının tahmin edildiğini yazıyor. Marmara Üniversitesi’nden Prof. Burak Arzova, geçtiğimiz günlerde, ‘IMF ya da Dünya Bankası’nın raporlarındaki tahminler genellikle Türkiye için pek tutmaz‘ diyordu.

* * * *

Prof Arzova’ya göre, ‘Türkiye’nin iç dinamiklerini doğru analiz edemedikleri için büyüme tahminlerinde çoğunlukla yanılırlar. Fakat hızla değişen dünya ekonomik koşullarında bugünden yılsonuna nokta atış büyüme tahmini yapmak da kolay değil.‘ Bir önceki yıl yayınlanan raporda Türkiye’ye dair büyüme tahmini yüzde 2,6 idi. Bu yeni raporda thmini 0,1 artışla yüzde 2,7’ye yükseltilmiş. Tahminde hafif bir iyileştirme yapılmış.

* * * *

IMF de  zaten dünyanın yeni bir döneme girdiğini işaret etse de bu yeni dönemin nasıl olacağını tasvir edemiyor. Aslında şimdi ortaya çıktığı söylenen yeni bir uluslararası ekonomik düzen için ortada bir plan yok.  IMF de, bilinmeyeni anlamlandırmaya çalışıyor bence. Enflasyon, işsizlik ve durgunluk tehlikesi var mı? Bilinmiyor. Sadece bildiğimiz şu; Önümüzdeki birkaç yıl belirsizliklerle dolu olacak. Sadece görerek hareket edebilecek.


* * * *

Türkiye penceresinden bakılırsa, yeni düzende risklerden yeni fırsatların doğabileceği düşünülebilir. Örneğin Orta Koridor’un yeniden canlanması ihtimali. Çin’den başlayıp, Orta Asya, Hazar Denizi, Kafkaslar ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan rota. Bu rotanın kapasitesinin Ukrayna Savaşı’nın başlamasından sonra 3 milyon tonu aştığı, şimdi hedefin 10 milyon tonu aşmak olduğu konuşuluyor. Olabilir mi?

* * * *

Taşların yerine oturması belki zaman alacak ama tektonik değişimin kendisi, ritmi istisnasız her ülkeyi – Türkiye’yi de - etkileyecek. Şunu da gözardı etmemek gerektiğini de unutmamalıyız. Elbette fırsatların varlığı başarıyı garanti etmiyor. Bu yüzden Türkiye’nin enflasyon girdabından ve diğer kırılganlıklarından bir an önce kurtulması gerek. Böylece nadir gerçekleşen bir küresel ticaret dönüşümün yarattığı fırsatlardan yararlanabilir.

* * * *
Şu anda dünyada karamsarlık hakim.Gerçeklerle devam edelim. Günümüzde küresel ekonomi, baskın bir üretim merkezi Çin ve baskın bir finans merkezi ABD etrafında şekilleniyor. Çin küresel sanayinin neredeyse üçte birini temsil ediyor ve ABD’ye baktığımız zaman da şunu görüyoruz. Küresel finans sisteminin yaklaşık yüzde 60'ını dolar oluşturuyor.‘Bundan sonra ne olacak?‘ büyük sorusu herkesin kafasında. Akıl yürütmek için bu gerçekleri bilmek önemli

Yorumlar