İstanbul
Kapalı
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Cennet vatandan cinnet vatana!

Cennet vatandan cinnet vatana!

Tarih 3 Kasım 2002 genel seçimler yapılıyor. Ak parti tek başına iktidara geliyor. Anavatan Partisinin iktidar olmasından sonra tek başına iktidara gelen ilk siyasi parti oluyor. Seçimlerin ardından Abdullah Gül liderliğinde 58. Hükümet kuruluyor. Kısa bir süre sonra da Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi yasağının kaldırılması ve milletvekili seçilmesiyle beraber liderliğinde 59. Hükümet kuruluyor.

Herkes mutlu ve mesut bir şekilde “artık her kafadan bir ses çıkmayacak” diye düşünüyor. Tek adam devri başlıyor. İlk başlarda liberal bir siyaset izleniyor. Her kesime hoşgörülü davranılıyor. Zaman geçiyor Ak Parti seçim üstüne seçim kazanıyor. Kazandıkça ülkenin gelir kaynaklarını kaybetmeye başlıyor. Para basan fabrikalar, işletmeler ve ülkenin en önemli kaynakları yabancı sermayeye satılmaya başlanıyor. Döviz bazında borçlanarak gösterişli otoyollar, köprüler, şehir hastaneleri ve saraylar inşa edilmeye başlanıyor.

2024 yılına gelindiğinde 22 yıllık Ak parti yönetiminde cari açık büyüdükçe büyüyor, dış borçlanma artıyor. Dünya genelinde en değersiz para birimine sahip ülke oluyoruz. Paramızın bir değeri kalmıyor. Üreten ve kendine yeten bir ülke iken, tüketen ve üretmeyen bir ülke oluyoruz. Çiftçimizi ve köylümüzü toprağa küstürüyoruz. Ekip biçmekten el çektiriyoruz. Bin bir uğraş ve çaba ile ürettiği ürünlerini değersizleştiriyoruz.

Enflasyonda, faizde, gıda fiyatlarında rekorlar kırıyoruz. Kullanmadığımız otoyola, uçmadığımız hava limanlarına, doktoru olmayan hastanelere para ödüyoruz. Dünyadaki pek çok ülkenin refah düzeyi artarken bize ucuzluk ve kaliteyi layık görmüyorlar. Şatafatta ve gösterişte dünya birincisiyiz. Son model makam araçlarının, konut adı altında oturulan yalı dairelerinin, sarayların sefasını onlar sürüyor cefası bize kalıyor.

Yavru vatanımız Kıbrıs'ta asgari ücret 40.436 TL. Bizim üç katımız. Ülkemizde işçiye emekliye bu zulüm neden? Sebzesi pahalı, meyvesi pahalı, eti pahalı, sütü pahalı, tahılı, suyu pahalı bir coğrafya haline geldik. Cennet vatanımızı cinnet vatana çeviriverdiler. Ve bunu sorgulayan hesap soran bir halk yok. Celladına âşık olmuşsa bir millet ister ezan ister çan dinlet. İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet, müstahaktır ona her türlü zillet.

Sağlıcakla…

Yorumlar