Aile okursa çocuk da okur
Yeni bir eğitim ve öğretim yılına girmiş bulunuyoruz. Okullu yıllara ilk adımı atmanın çekingenliği içinde olan minik çocuklarımızın yanında, gençlerimizi de yeni bir dönemin heyecanı sarmış durumda.
Fındığın dağ ürünü kadar değeri yok!
Fındık hasattı nedeniyle Karadeniz’de dede topraklarındayım. Her yıl Ağustos sonundan Eylül başına kadar benim için maneviyatı paha biçilemeyen topraklarda bulunuyorum.
Zafer Bayramımızın yüzüncü yılı
Dağlarda tek, tek ateşler yanıyordu. Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki şayak kalpaklı adam nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden güzel, rahat günlere inanıyordu ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında, birdenbire beş adım sağında onu gördü. Paşalar onun arkasındaydılar.
Enflasyonla mücadele tarladan başlar!
Ne yazsak ne söylesek nafile! Herkes yine bildiğini okuyor. “Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.” Ekonomi yönetmenlerimizin ne bir proje ne bir yol haritası belirleyemediği enflasyonla mücadelede, market fiyatlarına müdahale ile enflasyonun düzeleceği düşüncesi kadar absürt bir düşünce...
Köylere dönüş başlıyor
Öyle beş yabancı dille eğitim veren kolejlerde özel okullarda değil, köy ilkokulunda okudum manevi temelimiz sağlam. Daha birinci sınıfa andımızı ezberlemekle başladık eğitim hayatımıza. Her geçen gün ezberden öte yaşam biçimimiz haline geldi.
