30 Ağustos’ta neleri öğreniyoruz?
30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 101. yıldönümünü kutluyoruz büyük bir coşkuyla. 26 Ağustos 1071’deki Malazgirt Zaferi ile 26 Ağustos 1922’deki Büyük Taarruz’u karşı karşıya getirmek isteyenlere; ilkini kutlarken, ikincisini geçiştirenlere; “Keşke Yunan galip gelseydi” diyenlere; Atatürk’e beddua...
Ah şu dış güçler!
Bizim yaşadığımızı hangi ülke insanı yaşarsa yaşasın bir tepki verir, vermediğine göre işin içinde başka şeyler var diyorum. Örneğin 20 küsur senedir bizi CEHAPE'nin yönetmesi olabilir mi? Hele hele şu dış güçler hiç yakamızı bırakmıyor.
Kredi musluğu kapalı, kepenkler indi
Türkiye'de gazeteci olmak zor. İnsan olmak insan kalmak daha zor. Ama en kolayı yalakalık yapmak, affedersiniz Bilmem nerenin kılıyım demenin söylemesi de kolay primi de yüksek. Mutlak parayı bir yerden bulursunuz. Kitabına uydurulur yol sizin. Yazık değil mi?
Her şeye zam var iktidar yok!
Öyle bir dönemden geçiyoruz ki kime nasıl güveneceğimizi şaşırdık. Siyasette görülmediği kadar kirlenme dezenformasyon, yalan dolan talan her şey var. Bunlar sonra adeta aklımız ile alay ederek 20 küsür yıllık iktidarlarını utanmasalar O CHP iktidarıydı.
CHP'de değişimin adı var
CHP her seçim ardından hafif bir tersyüz oluyor, Genel merkezin 13-14. katta çalışan danışmanların sadece! odaları değişiyor. Lafa bakarsan görevlerinden alındılar. Ama sonraki seçim çalışmasını yine aynı kişiler örgütlüyor. Yani dostlar sondan söyleyeceğimi baştan söyleyim.
