Unutmak ve hatırlamak
Can kaybı, yaralı sayısı açısından, art arda gelen iki deprem muhtemelen dünyada tanık olunan en kötü doğal afetler arasına yerleşecek. * * * *Gazetelerde depremin yol açtığı tahribatın uydu fotoğraflarını görmüşsünüzdür.
Sessiz kahramanlar
Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay, Osmaniye, Adıyaman ve onlara yakın çok sayıda başka o güzel şehirlerden gelen felaket haberleri yürekleri dağladı/dağlıyor. Almanya’dayız ama gözümüz, kulağımız ve yüreğimiz felaket bölgesinden gelen haberlerde. * * * *Deprem bu coğrafyanın bir gerçeği.
Vicdan ve insanlık
Televiyonları izliyorum, yazılanları okuyorum. Bu felaket, boyutları açısından yakın tarihteki tüm diğer depremleri geride bırakıyor. Binlerce kişi yaşamını kaybetti, onbinlerce yaralı var. Hataylı gazeteci dostumun akrabaları da göçük altındaydı.
Birlik olma zamanı
‘Annem ve kardeşim sağ ama akrabalarım göçük altında. Ağlıyordu. Elimden bir şey gelmiyor‘ diye devam etti. Teselli etmekten başka bir şey gelmedi elimden. ‘Umudunu kaybetme‘ dedim. ‘İnsanın en çaresiz olduğu anlar elinden bir şey gelmediği anlar‘ derler. Benimki de öyle bir şey oldu.
Ekonomi liderliği için kıyasıya yarış
Amerika, sübvansiyon ile rüzgar santrali, pil hücresi, güneş paneli, hidrojen santrali veya çip üreticisini veya benzer firmaları kendine çekmeye çalışıyor. Çin de bu yarışta geri kalmak istemiyor.
