Erol Sırrı Yolcu
[email protected]
Şikayetim var...
Sarışınımm, gözlerimi gözlerinden alamadığım, fotoğraflarınla avunduğum,Vuslatım…Sözlerini ninni yapıp uyurken, güne düşüncelerinle başlıyorum. Ahhh bir de uyanınca “Günaydın” diyebilse idim. Sırlarımı, dertlerimi, mutluluğumu anlattığım, öfkelendiğim dostum.
Bana balık tutmayı öğret!
Hobilerimden birisi de emek ve sabır isteyen olta balıkçılığıdır. Covid19 yasakları, müsijaj, havaların aşırı sıcaklığı gibi sebepler iki yıldır kıyıdan balık avlama hevesimizden benim gibileri uzaklaştırdı. Buzdolabımda balık eksik olmasada, iki yıl öncesinin tadı kalmadı.
Kim daha büyük!
Devlet büyükleri geldiklerinde, zıpkın gibi adamlar onları karşılamalarda, açılışlarda, düğünlerde hünerlerini gösterirler. Yani olmazsa olmazdır. İzleyenlerin önce omuzları kıpırdanmaya başlar.
Oğlum evleniyor!
Bu aralar tuhafım, tenime hafifçe Haziran güneşi değerken, içimde Eylül rüzgârı esiyor. Oğluma soruyorum, “Ne zaman evleneceksin” , “Önümüzdeki 10 yıl içinde böyle bir konum yok” diyor. “Benzer cümleyi bir yerden hatırlıyorum. Ona da inanmamıştım. Sana da inanmıyorum” diyorum.
Ben buraların yabancısıyım!
Bu yaşıma geldim halen Türk kahvesi pişirmeyi öğrenemedim. Evime gelenlere ikram edemiyorum. Ayıp mıdır? Bilemiyorum. Yıllar önce bebeklere kurşun yağdırdılar. Binlerce insanı sakat, öksüz, kadınları dul bıraktılar. Annelerin yüreğini ateşe attılar. Acaba bir yerlere danışman mı oldular?
