Erol Sırrı Yolcu
[email protected]
Etme bulma dünyası!
Anadolu’da, hanenin babası vefat ettiğinde eşi, “Ocağım söndü. Direğim yıkıldı” diye ağıt yakar. Yalnız kalmıştır, yaslandığı dağı, güç aldığı artık yoktur. Sanayici ise kredisini, teşvikini, belgesini, gazını, elektriğini, bedelini ödeyerek devletten alır. Bir nevi dağıdır.
Değerlerimize sahip çıktığımız sürece büyürüz !
Kapısının girişinden başlayan ürünler arasından geçerek, “kasa” diye koyduğu tezgâhın üzerindeki çikolata, gofret, sakız, şekerlemelerden arkasında biri var mı (? ) görünmez. O biri sabah kapısının girişinden başlayan karları üşüyen elleriyle karları temizledikten sonra kilidi açar.
Sevgi ve barış diyenden hain çıkmaz!
Rüzgâr onlarca kilometre hızla tüm şiddeti ile sokaklardakileri önüne katarak süpürürken, ağaçların dalları yerlere kadar eğilmesine rağmen gövdeden ayrılmıyorsa, köklerin gövdeye bağlılıklarındandır.
Gelmekte olan duysun tehlike kapıdan girdi...
Gündem değiştirmenin adı: Ekrem İmamoğlu. Muhalefet= zilletVekil= şerefsizKöprüler = garantili geçişİşçi, emekli =hadsizKöylü= namert Kabzımal = rantcıSağlıkçı = hainÖğretmen = başSanayici = yüzsüz,Yurttaş = eylemci,Ekonomi = HeterodoksPazar yeri = Yangın yeri olarak değişti.
Türk'le kimse yarışamaz
Türk’le kimse yarışamaz…! Cılız bir ses selam verdikten sonra, asık yüzlü bakkala;yarım ekmek,biraz margarin,iki tane domates,üç tane salatalık,yüz gram zeytin,elli gram beyaz peynirbir pakette sigara. Ne tuttu ? -88,5 lira. Yazıver… Filmlerimize konu olan bu diyalogları sıkça duymuşluğumuz vardır.
