Erol Sırrı Yolcu
[email protected]
O bahar gibi günler buraya gelecek…
Geçmişte, denizi, güneşi, çiçekleri, balıkları, denizi yazardım. Saat başı değişen gündemden sıra gelmiyor. Etrafıma bakıyorum, gözlemliyorum. Sorguluyorum. Soruyor, nasılsın ,”Türkiye gibiyim”Yüzler gülmüyor. Kaşlar çatık. Suratlar asık. Paramızın değeri yok. Yaşam haklarımız itibarsızlaştırılıyor.
Dokunmayın efendiler zeytin ağaçlarımıza!
Çocukluğumun şarkısı, “ Zeytin gözlüm sana meylim nedendir / Bu sevmenin kabahati kimdedir” sözleriyle başlar. Onu anlatan en güzel şarkıdır. Ne zaman dinlesem dalar giderim. Türlü düşünceler sarar benliğimi, keyiflenirim.
Sonu hep bahar…
Gecenin sessizliğinde veya sabahın ilk ışıklarıyla onunla buluşmayı hep sevmişimdir. Gözlerim üzerinde olmadığı zamanlar eksikliğini hissederim. İsterim ki hep elimde tutayım. Her yerde göreyim. Bulunduğunu yerlerde gezeyim. Seyahat ederken birlikte olmanın tadı başka.
Farklılıklarımız hayatımızın zenginliğidir
Babam, tek maaşı ile evimizin kira ve ihtiyaçlarını gideriyor. Üç evladını da okutuyordu. İkame ettiğimiz tüm evlerimizde ben onlardan ayrılana kadar hepsi bahçeli idi. Son olarak Trabzon’da, Rumlardan kalma hamam bozulmuş, altı ailenin oturacağı hanelere bölünmüştü. Bahçeli kısımda oturuyorduk.
Kar, tek suçlu sen oldun ya ona yanarım!
Dokunursa sanki diğerini incitecekmiş gibi dönerek gökyüzünden düşerek toprakla buluşuyorlar. Seyirlerine doyum olmuyor. Bir birlerinin üstüne, yanına düşmekten korkmadıkları gibi hiç de rahatsız olmuyorlar. Gördüğüm beyaz.
