Canan Murtezaoğlu
[email protected]
Kur'an-ı Kerim'in sahibi, Muhammed peygambere ne dedi (1)
“Oku! ” emriyle başlayan hitabın ardından Muhammed peygambere; “Rabbinin nimetinden dolayı deli değilsin. Doğrusu, sana kesintisiz bir ödül vardır. Ve doğrusu sen büyük bir ahlak üzeresin. ” (Alâk, 3-4) denir ve “iman” konusunda ilk uyarılar açıkça sıralanır: “Bundan böyle yalanlayanlara boyun eğme.
Yanıp yakınmanın yararı yoktur!
İktidar hırsı Saray saltanatı ile birleşince, vatana ihanet de -ama öyle ama böyle- bir şekilde kaçınılmaz olabiliyor. Yüz yıl öncenin örnek olayı, İngiliz Kraliyet Donanması’na ait HMS Malaya zırhlısı ile Malta’ya giden Vahdettin olayıdır! I.
Vahyin akışı; yüzünden okumak (2)
Yaratıcı’ya, kutsal kabul edilen metinlere inanıp inanmamak kişinin hür irade ve vicdanla yapacağı samimi bir muhasebedir aslında. İşin içine baskı, dayatma ve zorlama girdiğinde ise o muhasebenin adı ancak “göstermelik iman” olabilir. Bu, Kur’an’da da açıkça ifade edilir.
İç isyanlar; ihanetin “iç ve dış güçleri” (2)
Nutuk okuyanlar şunu bilirler ki, her sayfası ayrıntılarla doludur. Neden? Bir vatandaş okuması yaparak diyebiliriz ki, bunun tek nedeni var: Atatürk, Türk milletine ve özellikle de Türk gençliğine, Cumhuriyet’in hangi bedeller ödenerek kazanıldığını âdeta bir vasiyet olarak bırakmak istedi.
İç isyanlar; kin ve bağnazlık dumanları (1)
Üstlendiği her görevi, her sorumluluğu “sanat” kabul etmek ve gerçek bir sanatçı titizliği ile liyakat içinde olmak Atatürk’ün karakter özelliklerindendir.
