Canan Murtezaoğlu
[email protected]
Şiddetli zenginlik aşkı
Mekkî surelerle ilgili başlattığımız yazı dizisinin dördüncüsündeyiz. “Rab ve ateş” başlıklı önceki yazımızda; Alâ, Duhâ, İnşirah ve Asr surelerine değinmiş ve yazımızı, “fikri hür vicdanı hür” kuşakların yetişebilmesi, daha adaletli bir dünyanın sağlanabilmesi için artık devlet / devletler ve...
Rab ve ateş
Mekkî surelerle ilgili başlattığımız yazı dizisinin üçüncüsündeyiz. “İrade kimin elinde? ” başlıklı bir önceki yazımızda; Müzzemmil, Müddessir, Tebbet ve Tekvir surelerine değinmiş ve “İrade sahibi beyin ve akıl mıdır yoksa iplerimiz göklerin elinde midir? ” sorusunu sormuştuk.
İrade kimin elinde?
Mekkî surelerle ilgili başlattığımız yazı dizisinin ikincisindeyiz. “Balık sahibi gibi olma! ” başlıklı ilk yazımızda, İbn Abbas-Kurayb rivayet zincirine göre ilk üç sureyle yani Alâk, Leyl ve Kalem sureleri ile ilgili değerlendirmeler yapmaya çalışmıştık.
Balık sahibi gibi olma!
Bir yazı dizisinin ilkini okumak üzeresiniz. Söz konusu din olduğunda kişinin inandığı değerlere, bunlarla yaşamasına saygı göstermeyi esas alarak, Kur’an’ın Mekkî (Mekke’de gelen vahiy) sureleri ile ilgili vatandaş okuması yapmaya çalışacağım; yani ayetlerin düşündürdüklerini, çağrıştırdıklarını...
Şu hadisçi Buharî
Atatürk, Kur’an-ı Kerim’i Türkçeye tercüme ettirmiştir. Nedenini şöyle açıklar: “Türkler dinlerinin ne olduğunu bilmiyorlar, bunun için Kur’an Türkçe olmalıdır. Türk, Kur’an’ın arkasından koşuyor fakat onun ne dediğini anlamıyor. İçinde ne var bilmiyor, bilmeden tapınıyor.
