Anıl Boduç
[email protected]
Galatasaray'ın sorunu ne?
Bugüne kadar hep siyaset konusunda kelam ettik kalem oynattık ama bu defa spor hususunda da bir şeyler yazmakta fayda var. Nasıl olsa herkesin her konuda bilgi sahibi olduğu bir ülkede yaşamıyor muyuz? Eh öyle madem; ben de Galatasaray'a dair biraz kalem oynatsam fena olmaz.
Cumartesi yazısı
Öğle vakti yavaş yavaş İstanbul’u terk etmekte, akşam tüm karanlığıyla üzerimizi örtmek için telaşlı bir şekilde yaklaşmaktaydı. Ne gelecek karanlıktan ne de yitirdiğimiz cılız öğle güneşinden medet ummuyorduk. Hayat bize hiç kimseden medet ummamak gerektiğini öğretmişti.
Tanal, levrek derdinde millet geçim derdinde
Bugün Gazete Damga'yı eline aldığınızda üçüncü sayfanın manşetinde Fatih'te yaşanan bir drama tanıklık edeceksiniz. 4 kardeş aynı evde yaşıyorlar. 4 kardeşten birisi müzik öğretmeni, birisi sara hastası, birisi kuryelik yapıyor ve bir diğeri de çalışamayacak kadar hasta.
Yaşasın cumhuriyet kahrolsun istibdat
Sultan Abdulhamit'e karşı İkinci Meşrutiyet'in ilan edildiği yıl 1908. Bu topraklarda cumhuriyet devriminin tohumunun atıldığı yıl. O yıllarda İttihat ve Terakki'ciler; “Kahrolsun istibdat, yaşasın hürriyet” diyordu.
Yıllar utansın...
Hiç lafı uzatmayayım. Günledir aklımda Müslüm Gürses çalıyor; “Bizi bizden alıp yabancı eden,Şu uzayıp giden; yıllar utansın. ” diyor ya hani! Hah işte Türkiye'nin, İstanbul'un gündemine bakınca da yıllar utansın diyorum, kader utansın diyorum.
