Anıl Boduç
[email protected]
Düşeş atsam yek geliyor!
Türkiye'nin gidişatı malumunuz. Bu konuda köşe yazmak da tweet atmak da televizyonlarda konuşmalar yapmak da çok sayıda meslektaşımızın yaptığı bir şey. O sebeple bendeniz bu ulvi görevin uzağında; Türkiye'nin “malum” gidişatının ötesinde; kendi gidişatımız üzerine kalem oynatmak isterim.
Halimiz itten beter keyfimiz paşa da yok
Kara kış henüz geçip gitmiş değil. Belki İstanbul'a kar yağmıyor ama gönlümüze ve aklımıza gece-gündüz kar yağıp duruyor. Pahalılık, koronavirüs, siyasi açmazlar, gündelik hayat telaşı falan derken; sıkıntılar üzerimize doğru büyüye büyüye gelen bir kar topunu andırıyor.
Dert dolu ahvalimiz, ne olacak halimiz?
Eveeet. Köşe başlığımda da belirttiğim gibi; dert dolu ahvalimiz, ne olacak halimiz? Haftanın ilk gününde gelin bu soruya birlikte cevap arayalım. Biliyorum buna cevap aramak bir delilik ama ne yapalım. Bir hal çare bulacak gibi değiliz bari cevap arayalım.
Titanik'ten halliceyiz
Titanik filmini bilirsiniz. Leonardo Di Caprio'nun muhteşem bir oyunculuk sergilediği, Kate Winslet'in yıldızlaştığı bir yandan aşk bir yandan da sınıf ayrımına ilişkin acı bir gerçekliği öne çıkaran kült bir filmdir. İşte Türkiye'de son günlerde Titanik'ten farksız bir vaziyette.
Bodrum, Bodrum...
Ne fena bir sabah. İzel, kollarımın arasında. Hemen yanıbaşımdaki komidinin üstünde cam bir küllük. İçinde ölü izmaritler ve yeni yaktığım can çekişen bir sigara var. Yerde boş bira şişeleri. Güneş bütün bu berduşluğa inat odaya düşmüş. Sol omzumu yakıyor. Sağ omzumda İzel var.
