İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Telefonunuzdan ayrılamıyor musunuz?

Klinik Psikolog Ayşe Sena Sarıdoğan Öztürk, “Telefondan uzak kalınca yaşanan huzursuzluk problemli kullanıma işaret edebilir. Özellikle sosyal medya uygulamaları üzerinden mesaj, haber, video ve beğeni gibi değişken ödüller sunuyor. Telefonu kontrol ettiğimizde hoşumuza giden bir şeyle karşılaşabileceğimiz düşüncesi veya ‘Acaba bir şey oldu mu?’ merakı bu davranışın tekrarlanmasına neden olabiliyor” dedi

Telefonunuzdan ayrılamıyor musunuz?

Uzman psikolog Öztürk, telefonu bıraktıktan kısa süre sonra yeniden kontrol etme isteğinin öğrenilmiş ödül döngüsü, merak, dopamin sistemi ve dikkat mekanizmalarının birlikte çalışmasıyla ortaya çıkabildiğini belirtti.
Telefonu sık kontrol etme davranışının hangi noktada problemli kullanıma dönüştüğünü değerlendiren İstinye Üniversitesi Medical Park Gaziosmanpaşa’dan Klinik Psikolog Ayşe Sena Sarıdoğan Öztürk, “Telefona ihtiyacımız olmadığı halde otomatik olarak bakmak, kısa süreli bir kontrolün uzun süreli kullanıma dönüşmesi ve telefondan uzak kalındığında huzursuzluk yaşanması problemli kullanıma işaret edebilir. Telefonla vakit geçirmek için uyku saatini sürekli ertelemek de dikkat edilmesi gereken bir durumdur” diye konuştu.

Bir dakika bakacağım derken süre uzayabiliyor

Bir mesaj veya e-postayı kontrol etmek için telefona bakıldığında planlanandan çok daha uzun süre telefonda kalınmasının, davranış üzerindeki kontrolün azalmasıyla ilişkili olabileceğini söyleyen Klnk. Psk. Öztürk, “Bir mesaj ya da e-posta kontrol etmek için elimize aldığımız telefonun çok daha uzun süreler elimizde olması, davranışımız üzerindeki kontrolün azalmış olduğunu gösterebilir. Ödül sistemi sayesinde bu davranış zamanla otomatikleşebilir” dedi.
 

Dikkatimiz çalınıyor

Telefonu sık kontrol etmenin dikkat süresi, odaklanma ve günlük iş performansı üzerindeki etkisine değinen Klnk. Psk. Öztürk, “Etkisi herkeste aynı olmamakla birlikte, sık telefon kontrolü daha fazla dikkat bölünmesine neden olabilir. Özellikle zihinsel emek isteyen işlerde daha fazla hata yapma, iş bitirme süresinin uzaması, işlerin sık yarıda bırakılması, unutkanlık hissi ve işe başlamanın zorlaşması görülebilir” diye konuştu.

Huzursuzluk yaratıyor

Telefon bırakıldığında yaşanan huzursuzluk, sıkılma veya bir şeyleri kaçırma hissinin hafif düzeyde görülebileceğini belirten Klnk. Psk. Öztürk, “Telefonu sık kullandığımızda beynimiz sürekli uyaranlara alışıyor. Telefonu bıraktığımızda ise bu uyaranlara maruz kalma azalıyor ve ‘Bir şey kaçırıyorum’ hissi ortaya çıkabiliyor. Ancak telefon yanımızda değilken belirgin huzursuzluk yaşamak ve telefonu kontrol etmeden rahatlayamamak dikkat çekici bir noktaya işaret ediyor” ifadelerini kullandı.

Uyku hijyenini bozuyor

Özellikle yatmadan önce telefon kullanımının uyku düzeni ve kalitesi üzerindeki etkisine dikkat çeken Klnk. Psk. Öztürk, “Ekran ışığına, özellikle mavi ağırlıklı ışığa maruz kalmak melatonin artışını ve uykuya hazırlık sürecini olumsuz yönde etkileyebilir. Beyin henüz gündüz sinyali alabilir ve bunun sonucunda uyku hijyeninin bozulma ihtimali ortaya çıkabilir” açıklamasında bulundu.
 

Çocuğa örnek olunmalı

Ebeveynlerin çocukların telefon kullanımını sınırlandırırken ani ve açıklamasız yasaklardan kaçınması gerektiğini söyleyen Klnk. Psk. Öztürk, “Ani ve açıklamasız yasaklar işe yaramayabilir. Çocuk nedenini anlamadığında bunu bir güç savaşına dönüştürebilir. Yemeğini veya ödevini bitirdiğinde telefonu ödül olarak vermek de telefonu çocuk için daha cazip hale getirebilir” dedi.
Ebeveynlerin kendi davranışlarıyla da çocuklara örnek olması gerektiğini belirten Klnk. Psk. Öztürk, “Çocuğa telefonu bırakmasını söylerken ebeveynin de kendi telefonunu bırakması önemli. Ağlama krizi sırasında konulan sınırı çiğnemek ve ek süre vermekten kaçınmak gerekiyor. Telefon süresinin bitmek üzere olduğunu birkaç dakika önceden haber vermek ve çocuğu buna hazırlamak da geçişi kolaylaştırabilir” ifadelerini kullandı. 

DHA
 

Yorumlar