İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Migrende ağrı kesici çözüm değil!

Migren, ‘aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı’na dönüşebilir! Migrenin, şiddetli ve yaşam kalitesini düşüren özellikli bir baş ağrısı olduğunu belirten uzmanlar, atakların 3 saatten 3 güne kadar sürebildiğini söylüyor

Migrende ağrı kesici çözüm değil!

Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, migrenin türleri, belirtileri, tetikleyicileri, tedavi yaklaşımları ve ne zaman doktora başvurulması gerektiği hakkında bilgi verdi.  Migrenin, primer baş ağrıları grubunda yer alan, kendine özgü özellikleri olan bir baş ağrısı türü olduğunu dile getiren Dr. Celal Şalçini, “En belirgin özellikleri; genellikle tek taraflı olması, zonklayıcı karakterde seyretmesi ve nabız atışı gibi hissedilmesidir.” dedi. Migren atağı sırasında ışık ve sesten rahatsızlık, bulantı ve kusmanın sık görüldüğüne işaret eden Dr. Şalçini, “Fiziksel aktiviteyle birlikte ağrının artması tipiktir. Merdiven çıkmak, eğilmek, öksürmek, ıkınmak veya zorlanmak ağrıyı artırır ve hasta bu aktivitelerden kaçınma eğilimindedir. Migren atakları 3 saat ile 3 gün arasında sürebilir ve genellikle oldukça şiddetlidir. Ağrı şiddeti, sıfırdan 10’a kadar yapılan değerlendirmelerde çoğunlukla 7-8 düzeyindedir.” şeklinde konuştu.

Görülen belirtilerle ortaya çıkar

Migrenin kendi içinde tipleri olduğunu hatırlatan Dr. Celal Şalçini, “Bunların en temel ayrımı auralı migren ve aurasız migren şeklindedir. Klinik pratikte her iki tip de görülür.” dedi. Auralı migrenin, hastanın baş ağrısı başlamadan önce hissettiği bazı yakınmalarla kendini gösterdiğini ifade eden Dr. Şalçini, “Bu belirtiler çoğunlukla görsel problemler şeklinde ortaya çıkar; ancak diğer duyusal sistemleri ya da motor fonksiyonları etkileyen belirtiler de görülebilir. En sık karşılaşılan aura türü görsel auradır. Baş ağrısı başlamadan yaklaşık yarım saat önce ortaya çıkan bu dönemde; görme alanının bir tarafında zikzaklı ya da parlamalı çizgiler, görme bulanıklığı, ışık patlamaları, ışık çakmaları, buzlu cam arkasından bakıyormuş hissi veya gökkuşağı renklerinde şekiller görülebilir. Bu süreçte henüz baş ağrısı yoktur. Aura belirtileri geçtikten yaklaşık yarım saat sonra baş ağrısı başlar. Bu nedenle hastanın aurayı tanıması önemlidir. İlk kez yaşayan hastalar doğal olarak endişe duyabilir; ancak aura, migrenin bilinen ve tanımlanmış bir evresidir.” açıklamasını yaptı.

Hasta tetikleyicilerini fark edebilmeli

Migren ataklarını tetikleyen pek çok faktör olduğuna değinen Dr. Celal Şalçini, “En sık karşılaşılan tetikleyiciler arasında; parlak ışıklar, keskin ve yoğun kokular, mayalı içecekler, lodos, aromatik yiyecekler, çikolata ve bazı kişilerde çilek yer alır.” dedi. Deterjanlar, parfümler, barometrik basınç değişiklikleri, klima ortamları ve bir yerden başka bir yere yapılan yolculukların da migren atağını tetikleyebileceğini kaydeden Dr. Şalçini, “Mantar ve şarap gibi mayalı ürünler de bazı hastalarda atağa yol açabilir. Tetikleyiciler kişiden kişiye değişir. Bu nedenle en önemli nokta, hastanın kendi tetikleyicilerini fark etmesi ve ayırt edebilmesidir. Bir faktörün migreni tetiklediğini fark eden hastanın, mümkün olduğunca bu durumdan kaçınması gerekir.” uyarısını yaptı.

 Aşırı ilaç kullanımı ağrıyı tetikliyor

Sürekli ağrı kesici kullanımının doğrudan migreni tetiklemediğini, ancak baş ağrısı sınıflamasında ‘aşırı ilaç kullanımına bağlı baş ağrısı’ adı verilen ayrı bir baş ağrısı tipi olduğunu vurgulayan Dr. Celal Şalçini, “Bu durum özellikle migren ve diğer baş ağrısı hastalarında, sık ve düzenli ağrı kesici kullanımına bağlı olarak gelişir.” dedi. Dr. Şalçini bu durumu şöyle açıkladı: “Eğer bir kişi ayda 10-15 günden fazla (kullanılan ilacın türüne göre değişmekle birlikte) ağrı kesici kullanıyor ve baş ağrısı sürekli hâle gelmişse, bu durum aşırı ilaç kullanım baş ağrısı olarak değerlendirilir. Bu tablo hem tanıyı zorlaştırır hem de tedavi sürecini karmaşıklaştırır. Bu hastalarda öncelikle aşırı ilaç kullanımının kesilmesi hedeflenir. Ardından esas baş ağrısının tedavisine geçilir. Bu durumun kendine özgü bir hastalık adı ve yaklaşımı vardır.”

Zamanla ortadan kalkabilir!

Migrenin tamamen geçip geçmeyeceğinin oldukça tartışmalı bir konu  olduğunu aktaran Dr. Celal Şalçini, “Migren bazı kişilerde ömür boyu sürebilirken, bazı kişilerde zamanla tamamen ortadan kalkabilir.” dedi. Migren tedavisinde iki temel yaklaşım olduğunu belirten Dr. Şalçini, “İlk yaklaşım, yalnızca atak sırasında ilaç kullanılmasıdır. Ayda bir kez, hafif şiddette ve istirahatle geçen ağrıları olan hastalarda genellikle bu yöntem yeterlidir. Ancak haftada bir veya daha sık görülen, birkaç gün süren, şiddetli ve iş ya da sosyal hayatı bozan atakları olan hastalarda hem atak tedavisi hem de koruyucu tedavi uygulanır. Koruyucu tedavinin amacı, atakların sıklığını ve şiddetini azaltmaktır.” bilgisini paylaştı. Hedeflenen iyilik hâline ulaşıldıktan sonra en az 6-9 ay boyunca bu durumun sürmesinin beklendiğini aktaran Dr. Şalçini, “Bu sürenin ardından ilaçlar yavaşça kesilir. Eğer hasta bu dönemde ataksız kalırsa tedavi başarılı kabul edilir. Bazı hastalarda ataklar uzun süre geri gelmezken, bazı hastalarda ilaç kesildikten sonra tekrar başlayabilir.” şeklinde konuştu. Migreni olan hastaların mutlaka bir hekime başvurması gerektiğine dikkat çeken Dr. Celal Şalçini, “Özellikle ayda 3-4’ten fazla, şiddetli ve yaşam kalitesini bozan baş ağrıları olan kişilerin doktora başvurması önemlidir.” Dedi. 

Migren tedavi edilebilir 

Ayrıca bazı alarm bulguları olduğu uyarısını yapan Dr. Şalçini, sözlerini şöyle tamamladı: “Hayatında ilk kez ortaya çıkan baş ağrısı, 50 yaşından sonra başlayan baş ağrısı, baş ağrısına eşlik eden duyusal ya da motor belirtiler, ilaçlara yanıt vermeyen ağrılar ve çok sık tekrar eden baş ağrıları mutlaka değerlendirilmelidir. Migren, tedavi edilebilir bir hastalıktır. Günümüzde klasik ilaçların yanı sıra yeni nesil, halk arasında ‘aşı’ olarak adlandırılan enjeksiyonlar, ağızdan kullanılan akıllı ilaçlar ve botulinum toksini gibi farklı tedavi seçenekleri mevcuttur. Hastanın tetikleyicilerini tanıması, tedaviye uyum göstermesi ve doktoruyla iş birliği içinde olması tedavi başarısını artırır. Ayrıca hastaya eğitim verilmesi büyük önem taşır. Çünkü her baş ağrısı migren değildir; stres tipi baş ağrıları gibi farklı baş ağrıları da görülebilir. Zamanla hangi ağrının migren, hangisinin stres kaynaklı olduğunu ayırt etmeyi öğrenen hastalarda tedavi başarısı belirgin şekilde artar. Bu bilinçlenme, hem hasta hem de hekim açısından süreci kolaylaştırır.”

 

Yorumlar