İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Kadınlar bu testleri mutlaka yaptırmalı!

Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, yeni yılda kanser hastalığına karşı alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler paylaştı

Kadınlar bu testleri mutlaka yaptırmalı!

Yeni bir yıla girildiğinde sağlık başlığı her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Özellikle kanser hem görülme sıklığının artması hem de toplumda yarattığı endişe nedeniyle gündemdeki yerini koruyor. Kanserle mücadelede en kritik unsur, hastalığı beklemek yerine riskleri erken dönemde yönetmekten geçiyor. Araştırmalar 2026’nın ilk günlerinden itibaren kanserle mücadelede en etkili yaklaşımın erken tanı, düzenli tarama ve yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu gösteriyor. Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, yeni yılda kanser hastalığına karşı alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler paylaştı.

Uzun yaşam başka sağlık başka

Kanser, modern çağda ortaya çıkmış bir hastalık değildir. Tarihsel ve arkeolojik bulgular, kanserin binlerce yıldır insanlıkla birlikte var olduğunu göstermektedir. Günümüzde kanser sıklığındaki artışın temel nedeninin, tıptaki ilerlemeler sayesinde insan ömrünün uzaması olduğu bilinmektedir. İnsanlar artık daha uzun yaşamakta; bu durum, kanser riskinin daha geniş bir zaman dilimine yayılmasına neden olmaktadır. Son iki yüzyılda ortalama yaşam süresi belirgin biçimde artmıştır. Ancak asıl belirleyici olan, bu sürenin ne kadarının sağlıklı geçirildiğidir. Daha uzun yaşayan toplumlarda kanserin daha sık görülmesi, korunma ve erken tanı stratejilerinin her zamankinden daha önemli hale gelmesine yol açmıştır.

Erken tanı çok mümkün

Günümüzde meme, rahim ağzı, kalın bağırsak ve prostat kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünde erken tanı sayesinde tedavi başarısı önemli ölçüde arttı. Buna rağmen tarama programlarına katılım oranları hala düşük seviyelerde seyrediyor. Birçok kişi, kanser olasılığıyla yüzleşmekten kaçınmakta ve tarama testlerini ertelemektedir. Oysa erken tanı sayesinde hastalık kontrol altına alınabilmekte ve tedavi süreci çok daha etkili şekilde yönetilebilmektedir.

Kanser tarama testini yaptırın

Kanser çoğu zaman belirti vermeden ilerler ve erken evrede saptandığında ise tedavi şansı belirgin şekilde artar. Ailede kanser öyküsü bulunuyorsa, son dönemde nedeni açıklanamayan bazı şikayetler ortaya çıktıysa ya da yaş itibarıyla risk grubuna girildiyse “bir şeyim yok” denilmemeli ve vakit kaybetmeden tarama testleri için hekime başvurulmalıdır. Kanser tarama testlerinin, hastalık ortaya çıkmadan önce riskin belirlenmesinde hayati bir rol üstlendiği unutulmamalıdır.

Kadınlar için önemli testler:

40 yaş sonrası düzenli mamografi
21–65 yaş arası smear ve HPV taramaları
50 yaş sonrası kolonoskopi veya dışkıda gizli kan testleri
Erkekler için önemli testler:
50 yaş sonrası PSA testi ve prostat muayenesi
50 yaş sonrası kolonoskopi
Uzun süre sigara kullanmış bireylerde düşük doz akciğer tomografisi
Bunların dışında, kadın erkek fark etmeksizin yaşı kaç olursa olsun her bireyin yılda bir kez temel kan ve biyokimya testlerini yaptırması, genel sağlık durumunun izlenmesi açısından faydalı olabilir. Aile öyküsü ve bireysel risk durumuna göre karaciğer ve tiroit ultrasonu gibi kişiye özel taramalar planlanmalıdır. Özellikle ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerde taramaların daha erken yaşta ve daha sık aralıklarla yapılması büyük önem taşımaktadır.

 

KUTU
Ben sağlıklıyım deyip geçme
Bilimsel çalışmalarda, kanser riskinin yalnızca genetik yatkınlıkla değil; günlük yaşamda benimsenen alışkanlıklarla da yakından ilişkili olduğu ortaya konulmaktadır. Hareketsizlik, düzensiz ve dengesiz beslenme, aşırı kilo alımı ve kronik stres gibi faktörlerin etkisinin yalnızca bireyle sınırlı kalmadığı, aynı yaşam alanını paylaşan tüm aile bireylerini etkilediği vurgulanmaktadır. Bu nedenle sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve stres yönetimi gibi alışkanlıkların aile içinde birlikte uygulanmasının, uzun vadede koruyucu bir etki sağladığı kabul edilmektedir.


 

Yorumlar