İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Dengeli beslenme kanserden koruyor

Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kanser riskine etkileri ve Akdeniz diyetinin bu süreçteki rolü hakkında bilgi verdi

Dengeli beslenme kanserden koruyor

HABER:

CANAN İSPİR
 

Karbonhidratı kesenler, gluteni bırakanlar, şekeri tamamen hayatından çıkaranlar… Her yıl yeni bir beslenme akımı ortaya çıkıyor ve kısa sürede büyük ilgi gören bu trendler, çoğu zaman aynı hızla gündemden düşüyor. Oysa bilimsel veriler, sağlıklı beslenmenin tek bir besini hedef almakla değil; dengeli ve sürdürülebilir bir modelle mümkün olduğunu gösteriyor. Üstelik bu denge yalnızca kilo kontrolü için değil, kanser başta olmak üzere birçok kronik hastalığın riskini azaltmada da kritik rol oynuyor.  Memorial Göztepe Hastanesi Kanser Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kanser riskine etkileri ve Akdeniz diyetinin bu süreçteki rolü hakkında bilgi verdi.



Akdeniz diyeti çok faydalı 
Araştırmalar sebze, meyve, zeytinyağı, tam tahıl ve balık ağırlıklı beslenmenin, özellikle kolorektal kanser başta olmak üzere birçok kanser türünde risk azalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bu etkinin temelinde; antioksidanlardan zengin beslenme, düşük inflamasyon ve bağırsak sağlığının korunması yer almaktadır. Yıllardır dünyanın en sağlıklı beslenme modeli olarak kabul edilen Akdeniz diyeti, yalnızca kalp sağlığını değil, kanser riskini de doğrudan etkileyen bir özelliğe sahiptir. Akdeniz diyeti modeli, güçlü bilimsel kanıtlarla da etkisini göstermektedir.

Fakir sofrasında modern tıp 
Akdeniz diyeti, bir moda akımı değil; tarihsel bir gerçekliğin ürünüdür. 2. Dünya Savaşı sonrası yoksulluk döneminde şekillenen bu beslenme biçimi, 1950’lerde Amerikalı bilim insanı Ancel Keys tarafından yapılan çalışmalarla bilim dünyasının dikkatini çekmiştir. “Yedi Ülke Çalışması”, beslenme ile kronik hastalıklar arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur ve bugün hala referans alınan en önemli araştırmalardan biridir.

Bütüncül beslenme olmazsa olmaz
Kanser gelişiminde tek bir besin suçlu değildir. Risk; uzun vadeli beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı ve metabolik dengeyle ilişkilidir. Akdeniz diyeti işlenmiş gıdaları sınırlar, liften zengin beslenmeyi destekler, sağlıklı yağları ön plana çıkarır ve anti-inflamatuvar etki gösterir. Bu bütüncül yaklaşım, hücresel hasarı azaltarak kanser gelişimini önleyici bir ortam oluşturur.

Tek suçlu gluten olarak görülmemeli
Son yıllarda gluten, kanser dahil birçok hastalığın nedeni gibi gösterilmektedir. Oysa bilimsel veriler bu yaklaşımı desteklememektedir. Toplumun yalnızca küçük bir kısmında görülen çölyak hastalığı dışında, glutenin genel popülasyon için doğrudan bir kanser riski oluşturduğuna dair güçlü bir kanıt bulunmamaktadır. Asıl problem çoğu zaman gluten değil; işlenmiş, rafine ve düşük lifli besinlerin fazla tüketimidir. Glutensiz ürünler çoğu zaman daha az lif içerir ve besin değeri açısından zayıf olabilir. Oysa tam tahıllar; bağırsak sağlığını destekleyen ve özellikle kolorektal kanser riskini azaltan önemli bileşenlerdir. Bu nedenle beslenmede hedef, belirli bir bileşeni tamamen çıkarmak değil; sağlıklı dengeyi kurmaktır.

Zeytinyağından şaşma
Akdeniz diyeti yasaklar üzerine değil, denge üzerine kuruludur. Rafine yerine doğal olanı, aşırılık yerine ölçülülüğü savunur. Kanserden korunmada da en kritik nokta, kısa süreli radikal değişiklikler değil, sürdürülebilir sağlıklı alışkanlıklardır. Kanserden korunma, tek bir besini hayatımızdan çıkarmakla değil; doğru beslenme modelini istikrarlı şekilde sürdürmekle mümkündür. Bu nedenle sofraya bakarken yalnızca “neyi çıkardığımıza” değil, “neyi eklediğimize” odaklanmak gerekir. Sebze var mı? Tam tahıl var mı? Zeytinyağı var mı? Bu kontrolleri yapmamız gerekir. Sağlık çoğu zaman radikal değişimlerde değil, doğru dengeyi sürdürebilmekte gizlidir.

 

Yorumlar