İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Bipolar bozukluk anlayış istiyor

Bipolar bozukluğun toplumda adı en çok bilinen ancak en sık yanlış anlaşılan ruhsal hastalıklardan biri olduğunu vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Asil Budaklı, “Güçlü olmak; bazen tedaviye sadık kalmaktır, bazen ‘iyi değilim’ diyebilmektir, bazen fırtınanın dinmesini sessizce beklemektir” dedi

Bipolar bozukluk anlayış istiyor

30 Mart Dünya Bipolar Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Medical Park Göztepe Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Asil Budaklı, bipolar bozukluğun yalnızca klinik yönüyle değil, toplumdaki algı biçimiyle de ele alınması gerektiğini söyledi. Uzm. Dr. Budaklı, hastalığın çoğu zaman ya hafife alındığını ya da damgalayıcı bir dille korkulacak bir tablo gibi sunulduğunu, bu yaklaşımın tanı ve tedavi sürecini zorlaştırdığını ifade etti.

Ciddi sonuçlar doğurabilir 

Bipolar bozukluğun; kişinin duygu durumunda, enerjisinde, düşünce akışında ve yaşam ritminde belirgin değişimlerle seyrettiğini ifade eden Uzm. Dr. Budaklı, şöyle devam etti:

“Bazı dönemlerde aşırı enerji, az uyku ihtiyacı, hızlanmış düşünce, artmış konuşma ve riskli kararlar öne çıkarken; bazı dönemlerde içe çekilme, isteksizlik, yorgunluk ve günlük işlevsellikte belirgin azalma görülebilir. Dışarıdan yalnızca 'neşeli', 'üretken' ya da 'biraz moralsiz' gibi algılanabilen bu değişimler, denetim kaybı başladığında kişinin işi, ilişkileri ve yaşam düzeni üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilir.”

Her duyguyu karıştırmamalı 

Uzm. Dr. Budaklı, toplumda en sık yapılan hatalardan birinin her duygu iniş çıkışını bipolar bozukluk sanmak olduğunu vurguladı. Bipolar bozukluğun; birkaç günlük moral bozukluğu, günlük stres, bir ayrılık sonrası yaşanan geçici üzüntü ya da gün içindeki sıradan duygu değişimleriyle açıklanamayacağını belirten Uzm. Dr. Budaklı, hastalığı bu yaşantılardan ayıran temel farkın yalnızca belirtilerin şiddeti değil, süresi, tekrar eden yapısı ve kişinin gündelik yaşamı üzerindeki belirgin etkisi olduğunu söyledi.

Toplumsal yüke dönüşebilir 

Yanlış inanışların yalnızca bilgi eksikliği yaratmadığını, aynı zamanda bipolar bozuklukla yaşayan bireyleri yalnızlaştırdığını da kaydeden Uzm. Dr. Budaklı, şu bilgileri paylaştı:

“Bipolar bozuklukla ilgili toplumda sık rastlanan ‘dengesiz’, ‘öngörülemez’ ya da ‘tehlikeli’ gibi etiketler, kişiyi hastalığından daha fazla yoran bir toplumsal yük haline gelebilir. Bu nedenle, bipolar bozukluğu olan bireylerin yalnızca tanılarından ibaret olarak görmemeli; onların da herkes gibi çalıştıklarını, ürettiklerini, ilişkilerini sürdürdüklerini ve çoğu zaman bunu ağır bir iç mücadeleyle başardıklarını görmek gerekmektedir.”

Önyargıları azaltmak önemli 

Bu yıl öne çıkan ‘Bipolar Strong’ temasının Türkçede ‘Bipolar Güçlü’ olarak anlaşılabileceğini belirten Budaklı, bu ifadenin 'hep güçlü kalmak zorunda olmak' anlamına gelmemesi gerektiğini söyledi. Uzm. Dr. Budaklı, “Asıl güç; belirtileri fark etmekte, uykuyu ve yaşam düzenini korumaya çalışmakta, gerektiğinde yardım istemekte, tedaviye uyum göstermek ve hayatın içinde kalmak için yeniden denge kurabilmektir. Dünya Bipolar Günü’nün temel mesajı da korku üretmek değil, doğru bilgiyle önyargıları azaltmak ve bireylerin anlaşılma ihtiyacını görünür kılmaktır” ifadelerine yer verdi.

Zorlanmamak anlamına gelmez

Son olarak bipolar güçlü demenin hiç zorlanmamak anlamına gelmediğinin altın çizen Uzm. Dr. Budaklı, “Bazen asıl güç; yükselişi erken fark edip durabilmek, çökkünlük döneminde yardım isteyebilmek, tedaviye bağlı kalmak ve bütün önyargılara rağmen hayatın içinde yer almaya devam edebilmektir. Bazen bir insanın iyileşme yolunda en çok ihtiyaç duyduğu şey kusursuz bir açıklama değil, anlaşılacağına dair gerçek bir histir. Ruhsal hastalıklara hâlâ korku ve önyargıyla bakıyorsak, bu bakışı değiştirmek de bir halk sağlığı meselesidir” sözleriyle açıklamalarını sonlandırdı. 

DHA 

 

Yorumlar