İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Sağlık çalışanı adalet istiyor!

Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının ücret, teşvik, özlük hakları ve emeklilikte yaşanan gelir kayıplarına ilişkin sorunlar yeniden gündemde. SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, geçici düzenlemeler yerine emeği esas alan, adil ve öngörülebilir bir ücret sistemi çağrısında bulundu.

Sağlık çalışanı adalet istiyor!

Sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından çalışanların ekonomik güvenceye sahip olmasının önemine dikkat çekildi. Akarken, “Beklentimiz; çalışanı belirsizliğe sürükleyen formüller değil, emeği esas alan, adil, güvenceli ve öngörülebilir bir ücret sistemidir” dedi.

ÜCRET SİSTEMİ SAĞLIKÇILARI BELİRSİZLİĞE SÜRÜKLÜYOR

Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının gelirlerinde önemli yer tutan teşvik ve ek ödeme sistemlerinin giderek daha karmaşık hale geldiğini belirten Akarken, çalışanların ne kadar gelir elde edeceğini öngörmekte zorlandığını söyledi. Kurum ve bireysel hedef katsayıları gibi uygulamaların ücret sistemini daha da karmaşıklaştırdığını ifade eden Akarken, temel gelirin güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Akarken, sağlık çalışanlarının büyük sorumluluk taşımasına rağmen emeklerinin karşılığını karmaşık formüller içerisinde aramak zorunda kaldığını belirtti. Teşvik ve ödeme modellerinin sadeleştirilmesini isteyen Akarken, çalışanların gelirlerinin daha adil ve öngörülebilir hale getirilmesi gerektiğini kaydetti.

SAĞLIK ÇALIŞANI İÇİN EMEKLİLİKTE GELİR KAYBI BÜYÜYOR

Sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının bir diğer önemli sorununun ise emeklilik döneminde yaşanan gelir kaybı olduğunu belirten Akarken, ek ödemelerin prime esas kazanca tam olarak yansımamasının uzun vadede çalışanların aleyhine sonuçlar doğurduğunu söyledi. Çalışırken alınan maaş ile emekli aylığı arasındaki farkın giderek büyüdüğünü ifade eden Akarken, çalışanların yalnızca bugününün değil geleceğinin de güvence altına alınması gerektiğini vurguladı. Aile hekimliği uzmanlarının da uzmanlık eğitimi ve üstlendikleri sorumlulukla orantılı bir ödeme sistemine ihtiyaç duyduğunu belirten Akarken, sosyal hizmet çalışanlarının 24 saat esaslı çalışma düzeninde yaşadığı hak kayıplarına da dikkat çekti. 

REFAH PAYI UYGULAMASI ŞART

Temmuz 2026 enflasyon verilerinin ardından memur ve emeklilerin zam beklentilerinin yeniden gündeme geldiğini hatırlatan Akarken, yalnızca enflasyon farkının yeterli olmayacağını söyledi. Akarken, “Enflasyon farkı yeni bir kazanım değil, geçmiş dönemde yaşanan kaybın telafisidir. Kamu çalışanlarının yaşam koşullarını dikkate alan refah payı uygulamasına ihtiyaç vardır” dedi.

4 temel başlık var

Sağlık Hizmetleri Sendikası (SAHİM-SEN) Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarının karşı karşıya olduğu sorunların geçici düzenlemelerle değil, kalıcı bir ücret ve özlük hakları reformuyla çözülmesi gerektiğini belirterek; teşvik ek ödemeleri, aile hekimliği uzmanlarının ödeme sistemi, emekliliğe esas kazançlar ve enflasyon karşısında yaşanan kayıplar olmak üzere dört temel başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

Aile hekimliğinde sıkıntı çok

Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinde aile hekimliği uzmanlarının kritik rol üstlendiğini belirten Akarken, uzmanlık eğitiminin mevcut ödeme sisteminde yeterince karşılık bulmadığını ifade etti. Aile hekimliği uzmanlarının kronik hastalıkların takibi, koruyucu sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi, gereksiz hastane başvurularının azaltılması ve etkili sevk sisteminin oluşturulmasında önemli sorumluluk taşıdığını belirten Akarken, ödeme politikalarının bu sorumluluğu dikkate alması gerektiğini belirterek, “Aile hekimliği uzmanlığı yalnızca bir unvan olarak görülmemeli. Yıllar süren uzmanlık eğitimi, üstlenilen sorumluluk ve toplum sağlığına yapılan katkı ödeme sisteminde mutlaka karşılığını bulmalıdır. Sağlık hizmetlerinin güçlenmesi, uzmanlığı değersizleştirerek değil; emeği ve eğitimi ödüllendirerek mümkün olabilir.” diye konuştu.

Yorumlar