İSTANBUL'UN GELECEĞİ SEL SULARINA TESLİM EDİLMEMELİ!
İstanbul'un iklim değişikliğinin etkileriyle birlikte giderek artan sel ve su baskını riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten KÜREM-DER Genel Başkanı Faruk Çebi, kentin doğal yapısının bozulmasının bu tehlikeyi daha da büyüttüğünü söyledi.
Plansız yapılaşma, yeşil alanların azalması ve doğal su yollarına yapılan müdahalelerin İstanbul'u hidrolojik afetler karşısında savunmasız bıraktığını savunan Çebi, sel ve su baskınlarının deprem tehlikesinin ardından kentin en önemli yaşamsal sorunlarından biri haline geldiğini ifade etti.
İstanbul'da sel ve su baskınlarına karşı yürütülen çalışmaları yetersiz bulan Çebi, afetlerden sonra gerçekleştirilen müdahalelerin kalıcı çözüm üretmediğini belirtti.
Çebi, “Sorunun kalıcı olarak ortadan kaldırılmasına yönelik makro düzeyde ve bilimsel adımlar atılmamaktadır. Bunun yerine, yalnızca her yeni felaketin ardından ortaya çıkan, artık kanıksanmış kriz yönetimi refleksleriyle hareket edilmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
Afet anındaki kurtarma çalışmalarının önemli olduğunu ancak esas hedefin felaketleri önlemek olması gerektiğini vurgulayan Çebi, günü kurtarmaya yönelik açıklamaların İstanbul'un geleceğini güvence altına alamayacağını dile getirdi.
KENTSEL DÖNÜŞÜM KADAR KIRSAL DÖNÜŞÜM DE ÖNEMLİ
Faruk Çebi, İstanbul'un sel tehlikesine karşı korunabilmesi için yeni ve kapsamlı bir çevre politikasına ihtiyaç duyulduğunu belirterek “Kırsal Dönüşüm Projesi” önerisini gündeme getirdi.
Kentsel dönüşüm çalışmalarının deprem riskine karşı taşıdığı öneme dikkat çeken Çebi, aynı kararlılığın doğanın korunması ve ekolojik yapının güçlendirilmesi konusunda da gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Çebi, İstanbul'un ormanlarının, su havzalarının ve yeşil alanlarının korunmasını; tahrip edilen doğal ekosistemlerin yeniden canlandırılmasını kapsayan bütüncül bir seferberlik başlatılması gerektiğini ifade etti.
Doğayla inatlaşmak olmaz
Beton ağırlıklı projelerin tek başına afetlere karşı yeterli olmayacağını belirten Çebi, doğal yaşam alanlarının korunmasının şehir güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.
Çebi, doğanın kendi dengesini koruyan politikalar geliştirilmediği sürece altyapı yatırımlarının da sınırlı kalacağını savundu.
İstanbul'un yalnızca binaları güçlendirilerek değil, doğal çevresiyle birlikte ele alınarak afetlere dirençli hale getirilebileceğini belirten Çebi, orman varlığının artırılması ve su havzalarının korunması gerektiğini söyledi.
“Depremden kurtardığımız binaları selde kaybedebiliriz”
Açıklamasının sonunda dikkat çekici bir uyarıda bulunan Faruk Çebi, deprem riskine karşı yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarının çevre ve altyapı politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Çebi, şu ifadeleri kullandı:
“Eğer doğayı merkezine alan bu kırsal ve ekolojik dönüşüm hamlesi hayata geçirilmezse, acı bir tecelli ile karşı karşıya kalmamız kaçınılmazdır: Büyük bir özveri, milyarlarca liralık bütçe ve emekle depreme karşı dayanıklı hale getirdiğimiz ve koruduğumuz tüm yapıları, yaşamları ve değerleri; bir sonraki büyük sel ve su baskınlarında tamamen kaybedebiliriz.”
“İstanbul’un geleceği için bugünden adım atılmalı”
İstanbul'un tarihi, kültürel ve doğal mirasının korunmasının yalnızca yerel yönetimlerin değil, tüm kamu kurumlarının ortak sorumluluğu olduğunu belirten Çebi, uzun vadeli, bilimsel ve doğa odaklı politikaların hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.
Çebi'nin açıklaması, İstanbul'un afetlere karşı dayanıklılığının yalnızca kentsel dönüşümle değil, doğal alanların korunması ve ekolojik dengenin yeniden güçlendirilmesiyle sağlanabileceği tartışmasını da gündeme taşıdı.
