İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Görülmeye değer bir sergi

Sanatçı Merve Şendil'in, Troya Müzesi’nin davetiyle gerçekleştirdiği kişisel sergisi “Sadece Bir Rüyaydı”, 11 Nisan – 22 Mayıs tarihleri arasında izleyiciyle buluşuyor

Görülmeye değer bir sergi

HABER MERKEZİ

Uzun yıllardır Sanatorium tarafından temsil edilen sanatçının bu sergisi; resim, çizim, fotoğraf, video ve metin temelli işlerden oluşurken Troya’nın mitolojik ve tarihsel katmanlarından hareketle rüya, hafıza ve zaman arasındaki geçirgen ilişkileri araştırıyor. Serginin küratörlüğünü İstanbul’da yaşayan ve uluslararası pek çok sergi ve yayında görev alan Ceren Erdem üstleniyor.
 

Mit ve hayal gücü iç içe
Mitlerin, anlatıların ve hayal gücünün iç içe geçtiği Troya, daha en başından rüya ile felaket, kehanet ile tarih arasında kurulan kırılgan bir eşikte var olur. Antik anlatılarda Kraliçe Hekabe’nin rüyasında gördüğü alevli meşale, kentin kaderini önceden haber veren bir işaret olarak bu belirsizliği simgeler. Merve ŞENDİL’in sergisi de tam bu eşikte konumlanıyor; sanatçının yağlı boya ve pastel bulut resimleri, onun “tarihin gaz hâli” olarak tanımladığı bir durumu görünür kılıyor. Bu işler, henüz toprağa çökmemiş anlatı ve hafıza parçalarını çağrıştırarak geçmişi sabit bir kronolojiden ziyade, sürekli dönüşen ve hareket hâlinde bir oluş olarak düşünmeye davet ediyor. 
 

Otoporte niteliği yaşıyor
Sergide yer alan video işi ise sanatçının yazdığı bir şiirin bulutların arasında kısa süreliğine belirmesiyle izleyiciyi yön duygusunun kaybolduğu bir atmosferde karşılıyor. Bu geçici görünümün ardından, “The Memory of a Walk” adlı çalışmada, sanatçının uzun bir arayışın ardından fotoğrafladığı tek bir ağaç görüntüsü yer alıyor. Fotoğraf, sanatçının kendi bedeniyle aynı ölçekte basılarak bir otoportre niteliği kazanıyor.

 

Yorumlar