İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

İyilik ruh sağlığını etkiliyor

Karşılıksız iyiliğin empati, vicdan ve öğrenilmiş değerlerin birleşiminden doğan güçlü bir insani davranış olduğunu belirten uzmanlar, yalnızca iyilik yapılan kişinin değil, iyiliği ya-pan bireyin ruh sağlığını da olumlu yönde etkilediğini söylüyor

İyilik ruh sağlığını etkiliyor

Klinik Psikolog Sedef Koç Bal karşılıksız iyilik yapma davranışının psikolojik temellerini, bireysel ve toplumsal ruh sağlığı üzerindeki etkilerini ve sağlıklı sınırların nasıl çizilmesi gerektiğini ele aldı. İyilik yapmanın, insan olmanın en temel davranışlarından biri olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Üstelik bazen hiçbir karşılık beklemeden, hatta kimse görmeden yapılan iyilikler, hem bireysel hem de toplumsal ruh sağlığı açısından güçlü bir anlam taşır.” dedi. Karşılıksız iyilik yapma davranışının kökeninde birden fazla psikolojik dinamik yer aldığını kaydeden Bal, “Empati, başkasının duygusunu anlayabilme ve onun yaşantısına duygusal olarak temas edebilme becerisidir. İyiliğin en güçlü tetikleyicilerinden biridir. Vicdan, bireyin içsel ahlaki pusulası olarak doğru olanı yapma yönünde rehberlik eder. Bunun yanında aileden, kültürden ve toplumdan öğrenilen sosyal değerler de iyilik davranışını şekillendirir. Yani karşılıksız iyilik, yalnızca ‘iyi biri olma’ isteğinden değil; empati, vicdan ve öğrenilmiş değerlerin birleşiminden doğar.” şeklinde konuştu.

İyi hissetme kaynağı

Bilimsel çalışmaların, iyilik yapmanın yalnızca alıcıyı değil, yapan kişiyi de dönüştürdüğünü gösterdiğini aktaran Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Karşılıksız bir iyilik sırasında beyinde dopamin, serotonin ve oksitosin gibi mutluluk ve bağlanma hormonları salgılanır.” dedi. Bu durumun stres hormonlarını azalttığına, kişinin kendini daha sakin, anlamlı ve bağlı hissetmesine katkı sağladığına vurgu yapan Bal, “Bu nedenle iyilik yapmak, psikolojik açıdan doğal bir ‘iyi hissetme’ kaynağıdır; ancak bu etki, iyiliğin içten gelmesiyle güçlenir.” ifadelerini kullandı.

Kendinizden vazgeçmeyin

Karşılıksız iyiliğin, bireyin kendilik değeri üzerinde de önemli bir etkiye sahip olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Kişi, başkasına fayda sağlayabildiğini gördüğünde ‘değerliyim’, ‘etki yaratabiliyorum’ duygusunu deneyimler. Bu, dış onaydan bağımsız bir özsaygı gelişimine katkı sağlar.” dedi. Ancak burada kritik bir nokta olduğuna dikkat çeken Bal, şunları söyledi: “İyilik yaparken kişinin kendi sınırlarını koruması gerekir. Sürekli veren, kendi ihtiyaçlarını ihmal eden bireylerde zamanla tükenmişlik, öfke ve değersizlik hissi ortaya çıkabilir. Sağlıklı iyilik, ‘kendimden vazgeçerek’ değil, ‘kendimi de gözeterek’ yapılan iyiliktir.”

Alkışta değil niyette saklı!

Bu noktada onay ihtiyacıyla yapılan iyilik ile içsel motivasyonla yapılan iyilik arasındaki farkın belirginleştiğini ifade eden Klinik Psikolog Sedef Koç Bal, “Onay ihtiyacıyla yapılan iyilikte kişi, sevilmek, kabul görmek ya da takdir edilmek ister; karşılık alamadığında hayal kırıklığı yaşayabilir. İçsel motivasyonla yapılan iyilikte ise davranışın kaynağı kişinin kendi değerleri ve anlam arayışıdır. Bu tür iyilik, daha sürdürülebilir ve ruhsal açıdan besleyicidir. Onay ihtiyacına dayanan davranışlar ise psikoterapide üzerinde durulan meselelerdendir.” dedi. Onay ihtiyacı veya herhangi bir ikincil kazanç için yapılan iyilik davranışında bireyin bu amaca ulaşmak için davranışının görünür olmasını isteyebileceğini aktaran Bal, sözlerini şöyle tamamladı: “Bireyin sosyal çevresinin yanı sıra, iyiliğin sosyal medyada daha görünür hale gelmesi de günümüzde tartışılan bir konudur. İyiliğin paylaşılması, başkalarına ilham verebilir; ancak iyilik yalnızca görünür olmak için yapıldığında, anlamı değişebilir. İyiliğin gerçek gücü, alkışta değil, niyette saklıdır. Ancak en sağlıklı haliyle, sınırları olan, içten ve karşılık beklentisinden özgür olduğunda anlam kazanır.”

 

 

Yorumlar