İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

İstanbul Borası Başkanından 'kıyım' çıkışı

İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, OHAL KHK yoluyla anayasa dışı bir uygulama yapıldığını ve bunun sonucu en acımasız toplu kıyımların yaşandığını söyledi. Kaboğlu, “OHAL yönetimi baskısı altında anayasal düzen kaldırıldı” dedi

İstanbul Borası Başkanından 'kıyım' çıkışı

Barış Akademisyenleri tarafından yayınlanan “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisinin 10’uncu yıl dönümünde, İstanbul Barosu’nda konferans düzenlendi. Barış Akademisyenleri ve Yargı Süreçleri konferansının açılış konuşmasını, İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu yaptı. Kaboğlu, 11 Eylül 2022 tarihinde yayınladığı “OHAL, KHK’zedeler/Sorumsuzluk Zırhı/OHALİİK” yazısından alıntı yaptığı konuşmasında şunları söyledi: “Olağanüstü hâl (OHAL), 15 Temmuz kanlı darbe girişimi ile bozulan anayasal düzeni ve kamu düzenini yeniden sağlamak amacıyla ilan edildi. Ne var ki olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleri (OHAL KHK) yoluyla tümüyle anayasa dışı bir uygulama sonucu en acımasız toplu kıyımlar yapıldı. OHAL yönetimi baskısı altında anayasal düzen kaldırıldı. Böylece OHAL’in ilan edilişiyle uygulanışı gerçekte iki farklı amaç izlemiş oldu. OHAL KHK’ler, ‘yargısız infaz’ için kullanıldı. KHK ek listelerinde adları yazılan on binlerce kişi, bütün özgürlük ve haklarından yoksun kılındı. 2018 seçimleri sonrası da süren bu uygulama, hukuk tarihinin en büyük toplu kıyımı. Sorumluluk sahibi birçok kişi yargıdan kaçırılırken birçok yurttaş da adil yargılanma hakkı ihlal edilerek yargılandı; sayıları yüz bini aşkın ‘mühreç’ ise yargısal başvuru hakkından bile yoksun kılındı. Anayasa md. 120 çerçevesinde, 20 Temmuz 2016’da ilan edilen OHAL, iki yılın sonunda anayasal olarak kalkmış olsa da 27. yasama döneminin ilk mevzuatı olan 7145 sayılı yasa ile OHAL önlemleri 3 yıl daha uzatıldı. Böylece OHAL KHK yoluyla kullanılan yetkiler, valilere ve ilgili kurumlara aktarıldı” dedi.

İmzası bulunan sorumlular suspus

OHAL dönemi ve sonrasında 5 yasanın işlevine değinen Kaboğlu, “5 yasada yer alan bu ortak kayıt, OHAL dönemi resmi işlemleri ve olası yaptırımları arasındaki sorumluluk halkalarını koparmak için OHAL dönemi ve sonrası karar alıcı ve uygulayıcılarını her türlü sorumluluktan bağışık tutmak, FETÖ ile doğrudan veya dolaylı ilişkisi bir yana, yaşamı, hukuk dışı bütün oluşumlara karşı mücadele ile geçen insanlara ’yargısız infaz’ uygulayan sorumluları, başta cemaatin eski müttefiki olan siyasileri korumayı amaçlıyor. Böylece, gerçekte bir hukuk rejimi olan OHAL’in hukuk dışı bir rejim olarak kullanılmış olduğu da bizzat iktidar partileri tarafından itiraf edilmiş oldu. Ne var ki şu anda çoğu ya milletvekili olan Binali Yıldırım, Canikli, Kurtulmuş gibi veya bakanlık koltuğunda oturan Soylu, Çavuşoğlu gibi ve OHAL KHK’ler altında imzası bulunan sorumlular, hiçbir şey olmamış gibi davranmakta; bütçe görüşmeleri vesilesiyle OHAL KHK’zedelere ilişkin sorular karşısında suspus. Mahcubiyet mi, pişkinlik mi? Barış akademisyenler dosyları tipik örnek” ifadelerini kullandı.

Yorumlar