İstanbul
Parçalı bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce

Akran zorbalığına dikkat!

Son yıllarda çocuklar ve gençler arasında artan akran zorbalığı vakaları, ailelerin ve eğitim kurumlarının en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi. Uzmanlara göre zorbalık yalnızca fiziksel saldırıları değil; aynı zamanda sözlü, duygusal, sosyal dışlama ve dijital ortamlarda gerçekleştirilen siber zorbalığı da kapsıyor

Akran zorbalığına dikkat!

İstanbul Rumeli Üniversitesi Çocuk Bakımı ve Gençlik Hizmetleri Bölüm Başkanı Öğr. Gör. Elif Türel, akran zorbalığının öğrencilerin özgüvenini, okul başarısını ve ruhsal iyi oluşunu olumsuz etkileyen ciddi bir toplumsal sorun olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde maruz kalınan zorbalık, ilerleyen yıllarda kaygı bozuklukları, depresyon ve sosyal uyum güçlükleri gibi uzun vadeli psikolojik sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle akran zorbalığı, yalnızca bireysel değil; aynı zamanda toplumsal bir ruh sağlığı sorunu olarak ele alınmalıdır.”

Siber zorbalık tehdit alanı

Türel, Türkiye’de son dönemde görülen artışın temel nedenleri arasında toplumsal şiddet kültürü, sosyal medyanın etkisi, aile içi iletişim sorunları ve okullarda yeterli farkındalık çalışmalarının yürütülmemesini gösterdi. Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte siber zorbalığın, akran zorbalığının yeni bir boyutu haline geldiğini vurgulayan Türel, “Çocuklar ve ergenler sosyal medya platformlarında hakaret, tehdit, küçük düşürücü paylaşımlar ve dışlanma gibi durumlarla karşı karşıya kalabiliyor. Bu durum gençlerin güven duygusunu zedeliyor, psikolojik dayanıklılığını azaltıyor ve yalnızlaşmalarına neden oluyor” dedi.

Farklı biçimlerde ortaya çıkabilir 

Akran zorbalığının tanımını yapan Türel, “Benzer yaş grubundaki bireylerin birbirlerine karşı kasıtlı, tekrarlayan ve zarar verici davranışlarda bulunmaları olarak tanımlanan bu olgu; fiziksel (itme, vurma, eşyaya zarar verme), sözel (lakap takma, alay etme, hakaret etme), sosyal (dışlama, söylenti çıkarma) ve siber (tehdit edici mesaj gönderme, fotoğraf veya video paylaşma) gibi farklı biçimlerde ortaya çıkabiliyor” ifadelerini kullandı.

Aile tutumu belirleyici olur

Aile tutumlarının, okul ortamının ve bireysel özelliklerin zorbalığın ortaya çıkışında önemli rol oynadığını belirten Türel, “Baskıcı ya da ilgisiz ebeveyn tutumları, empati eksikliği, düşük benlik saygısı gibi faktörler çocukların zorbalığa eğilim göstermesine neden olabiliyor. Öte yandan zorbalığa maruz kalan çocuklar genellikle içe kapanık, çekingen ve sosyal desteği az olan bireylerdir” diye konuştu.

Birçok belirtisi ortaya çıkar

Akran zorbalığının çocuklarda hem fiziksel hem duygusal belirtilerle kendini gösterebildiğini belirten Türel, “Vücutta açıklanamayan yaralanmalar, eşyaların zarar görmesi, okula gitmek istememe, akademik başarıda düşüş, yalnız kalma isteği, depresif ruh hali ve özgüven kaybı gibi belirtiler mutlaka dikkate alınmalıdır” dedi. Bu noktada öğretmenlerin, ebeveynlerin ve okul rehberlik servislerinin bu sinyalleri erken fark etmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı.

Açık iletişim olmazsa olmaz

Akran zorbalığını önlemede açık ve güvene dayalı iletişimin en etkili yöntem olduğunu ifade eden Türel, “Ebeveynler ve öğretmenler çocukların duygu ve düşüncelerini rahatça paylaşabilecekleri bir ortam yaratmalı. Çocuğa, yaşadığı olumsuz bir durumda yardım isteyebileceği mesajı verilmelidir. Böylece çocuk, zorbalık karşısında yalnız hissetmez” diye konuştu. Türel ayrıca, öğretmenlerin sınıf içinde empatiyi güçlendiren etkinlikler düzenlemesinin ve zorbalıkla ilgili farkındalık çalışmalarının artırılmasının önemine dikkat çekerek, “Okul, aile ve öğretmen iş birliği, zorbalıkla mücadelede en güçlü koruyucu faktörlerden biridir. Ebeveynlerin olumlu rol model olması, çocuklara başkalarının haklarına saygı göstermeyi ve zorbalık karşısında sessiz kalmamayı öğretmesi gerekir” dedi.

Erken müdahale edilmesi gerek 

Son olarak Türel, “İtme, çekme veya alay etme gibi eylemler küçük yaşlarda zararsız görünebilir; ancak müdahale edilmezse bu davranışlar ilerleyen yaşlarda daha ciddi zorbalık biçimlerine dönüşebilir. Çocuklara erken yaşta empati, saygı ve yardımlaşma değerlerinin kazandırılması,hem bireysel hem de toplumsal düzeyde güçlü bir koruma kalkanı oluşturur” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Yorumlar